Nobel Tıp Ödülü Dr. Süreyya Tahsin Aygün’e verilmeliydi.

7

Osmanlı da veteriner hekim. Ama bilimsel çalışma olanağını belki de savaş dönemi bulamamış bir bilim adamı. Tarih sahnesinde adını ilk kez Trablusgarp’ta duyuyoruz. Mustafa Kemal’in “Bu katırlar bugün ayağa kalkacak” dediği Trablusgarp’ta.O katırlar o gün ayağa kalkar ama Süreyya Tahsin Aygün’ün katırları nasıl ayağa kaldırdığını bilmiyoruz. Derken Cumhuriyet’le birlikte Mustafa Kemal Atatürk yakın arkadaşı da olan Süreyya Tahsin Aygün’ü Şap Enstitüsü’nün başına getirir. Çünkü dünyada ilk kez şap aşısını bulacaktır. Bitmedi dünyanın ilk kuru toz aşısını bulacaktır. Ama esas dünyada o dönemlerde bir salgın olan ve “sığır vebası” dİye bilinen hastalığı tedavi edecektir.

Peki bunun kök hücre ile  Nobel Tıp ödülü ile ne ilgisi var diyeceksiniz. Süreyya Tahsin Aygün 1960 yılında adına Almanya’da kurulan “Aygün Institut” de yaklaşık 2000 evet yanlış okumadınız 2000 Alman mongol çocuğu hem de kök hücreyle tedavi edecektir. Ve de Veteriner Hekim olarak. Hayvan fetüslerindeki çalışmalarıyla Almanca ve İtalyanca olarak yazdığı kök hücre kitaplarında kök hücreyi dünyaya ilk o duyuracaktır. Hem de “kök hücre” adıyla.
Süreyya Tahsin Aygün’ü ve çalışmalarını buraya yazmakla bitiremem.

Süreyya Tahsin Aygün’ü Türk medyasına ilk anlatan(yazan değil) olmam da kendimce bir ayrıcalık. Ama esas ayrıcalığım belki de Süreyya Tahsin Aygün tarafından yapılan dünyanın en yaşlı tüp bebeğini,  Süreyya ablamı tanımaktır.

Özgürlüğün olmadığı yerden sanat ve bilim göç eder gibi bir klişe aklımda olmasına rağmen esas beni kahreden az sayıda olan bilim adamı ve sanatçılarımıza olan düşmanlığımız ve onları unutmamız. Atatürk’e diktatör diyenler, Cumhuriyet dönemini tek particilikle suçlayıp nefret edenlere sormak gerekir. Nasıl oluyor da sayısız bilim adamı ve sanatçı yetiştiriyor bu Cumhuriyet dönemi? Sonrasında ve şimdilerde hangi bilimsel çalışmalara imza attık? Efendim, sesinizi duyamıyorum.

Oysa Cumhuriyetin ilk yıllarındaki çalışmalardan sadece bir tanesini sizlere özetlemeye çalıştım. Çünkü gönlüm Ord.Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün’ün fotoğraflarını paraların üzerinde görmek isterdi. Ders kitaplarında o azimli kahramanların hayat mücadelesini okumak isterdim. Dünyada bir tıp ödülü varsa bunu Ord. Prof. Dr Süreyya Tahsin Aygün hak ediyordu.